"TÜRKİYE'NİN EN GÜZEL ANASINIFI"----"ARILAR SINIFI"-----"OKUL ÖNCESİ EĞİTİM DÜNYASI"

anaokuluvecocuk

 Anaokulu ve Çocuk 

 

         Okulların ve yuva faaliyetlerinin yavaş yavaş başladığı bu dönemde size çocuğunuzu yolladığınız anaokulunun ne gibi faydaları olduğundan, yuvaya giden ve gitmeyen çocukların gelecekte nasıl bir farkı olabileceğinden, yuvaya gitme ile birlikte çocuğunuzun ilk dönemler vereceği tepkiler ile nasıl başa çıkabileceğinizden bahsetmek istiyorum.

   

 Yuva denilince ilk olarak 3 ? 6 yaş arası çocuklar gelir aklımıza. İlk olarak kısaca bu yaştaki çocukların neler yapıp neler yapamayacağından bahsetmek istiyorum.

         Bu dönemdeki tüm çocukların en büyük özellikleri bu çocuklar oyun çocuklarıdır. Bu çocuklar cıvıl cıvıl, hareketli, daima ilgi ve oyun isteyen çocuklardır. Genel olarak bu yaş çocuğunun yürüme, yemek yeme, uyuma gibi ihtiyaçlarını kendi başına gidermesi beklenir.

         Tuvaletini tutmayı kontrol altına alması, kendini anlatabilecek şekilde konuşmayı öğrenmesi gerekir. Çevresini, etrafındaki nesneleri sürekli tanımak, onların ne olduğunu öğrenmek ister. Bunun için sürekli olarak sorular sorar ve bilgi dağarcığı hızla gelişir. Çocuklar toplumsal kurallarla ilk olarak bu dönemlerde tanışırlar. Sevmeyi, paylaşmayı öğrenmesi, diğer insanlar ile iletişim kurması gereklidir.

 

         Genel bir bakış açısı ile yuvalar çocuklarımıza, paylaşım duygusunu, belirli sosyal ortamlar içinde nasıl davranılması gerektiğini, sosyal kuralları, özdisiplini geliştirirler. Çevresinde iletişim kuracağı yaşıtları bulunmadığı için, yaşıtlarıyla iletişimde sorun çeken çocukların sosyalleşebilmelerini sağlarlar, belli başlı kurallara uyulması gerektiğini idrak ederler. Kişiliklerinin oturmaya başladığı daha bu ilk dönemde yuva uzmanları tarafından en iyi biçimde yönlendirilirler. Bazı temel ihtiyaçlarını kendileri karşılamayı öğrenir ve özgüvenlerini geliştirirler.

        

Yuvaya ilk başlandığı dönemlerde pek çok çocukta ilk olarak anneden ayrılmanın endişesi, yeni bir ortama girme endişesi baş gösterir. Bunun sonucu kimi zaman ağlayarak, kimi zaman yemek yemeyerek, kimi zamanda uyumakta direnerek tepki verirler. Bu tepkilere annelerinin vereceği davranış çok önemlidir. Kimi anneler bir bakıma gereksiz yere kendilerini suçlayarak çocuklarına daha fazla ilgi gösterme ihtiyacı içine girerken, bazıları çocuğu okuldan almaya gidecek boyutta endişelenirler. Burada çocuğun verdiği bu tepkilerin normal olduğunun ve bir süre sonra yavaş yavaş çocuğun alışacağının unutulmaması gerekir. Annesi tarafından aşırı itina ile büyütülmüş, ve her ihtiyacı anında karşılanmış çocuklarda bu anneden ayrılma daha zor olmaktadır. Burada çocuğun verdiği tepkilere göre anneler ile kademeli alıştırma çalışması yapılabilir.

  

         Bazı çocuklar inatçıdır ve her şeye direnç gösterirler. Bu tip çocuklarda okula gitmeyişler ayrılma, yeni bir ortama girme endişesinden çok her şeye karşı inatçı huylarından kaynaklanmaktadır.

 

Türkiye'de ilk anaokulu 1915'te açıldı. Cumhuriyet döneminde kız meslek liselerine bağlı olarak açılan yeni anaokullarının, aynı zamanda öğretmen adaylarının eğitimine yönelik bir işlevi vardı. Aynı dönemde özel sektöre de anaokulu açma izni verildi. Daha sonra en az 100 kadın işçi çalıştıran fabrikalara, kreş ve anaokulu açma zorunluluğu getirildi. Ne var ki işyerlerinde az sayıda kadın işçi çalıştırılması yüzünden bunun uygulamada etkili bir sonucu olmadı. Bugün ilaç, tütün ve dokuma fabrikaları gibi kadın işçilerin yoğun olduğu işletmelerde, devlet ve özel sektörce işletilen anaokulları vardır. İlköğretim okullarında, bazı kamu kuruluşlarında ve özel işyerlerinde de anaokulları bulunmaktadır. Bu okulların 0-3 yaş grubundaki çocuklar için açılmış olanları ?kreş?, 3-6 yaşlar arasındaki çocuklar için olanları da ?yuva? olarak adlandırılır. Bütün bu gelişmelere karşın, günümüzde Türkiye?de anaokulu çağındaki çocukların çok azı okulöncesi eğitimden yararlanmaktadır

 

 

 

Okul öncesi eğitim kurumları; kişiliğin şekillendiği bu dönemi, çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimleri açısından en sağlıklı şekilde geçirmesini, onları hayata hazırlamayı ve aileyi okul öncesi eğitimi konusunda bilgilendirmeyi amaçlamaktadır

 

 Okul öncesi eğitim kurumları çocukların bedensel, psiko-motor, sosyal, duygusal, zihinsel ve dil gelişimlerine yardımcı olan, onları ilkokula ve gelecekteki toplumsal yaşama hazırlayan bunu da anne-babaların desteğiyle ve gerektiğinde onları da eğiterek yapan, eğitim kurumları olarak işlevlerini yerine getirmektedirler.

Burada önemli olan okul öncesi eğitim kurumlarının bu işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmek için ihtiyaç duydukları nitelikli personele ve eğitim programının rahatlıkla uygulanabilmesine olanak tanıyan fiziksel koşullara sahip olabilmesidir.

Kişiliğin temelinin atıldığı kritik bir dönem olarak adlandırılan okul öncesi yıllarda verilen eğitimin, tüm eğitim kademelerini, hatta tüm yaşamı etkilediği düşünüldüğünde bu dönemde verilen eğitimin önemi bir kat daha artmaktadır.

Çocuklar için en uygun eğitim yöntemi ile tekniklerin seçilmesi ve kullanılması, onların gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi ile mümkün olacaktır. Bu nedenle okul öncesi eğitim kurumlarında "çocuk merkezli" okul öncesi eğitim programlarının onların eğitim ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vereceği düşünülmektedir.

Okul öncesi dönem olarak kabul edilen 0-6 yaş çocuklarına olumlu ya da olumsuz anlamda verilenlerin, onları yetişkinlik yıllarında da etkileyeceği dikkate alındığında, bu dönemde verilen eğitimin gelecekteki toplum sağlığı açısından da ne kadar etkili olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Ülkemizde çocukların okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmeleri yasal düzenlemelerle zorunlu tutulmasa da çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi açısından bunun, mutlaka gerekli olduğu bilinmelidir. Bu açıdan tüm çocukların okul öncesi eğitim kurumlarından yararlanmaları konusunda daha duyarlı davranılması önemli görülmektedir.

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE TARİHSEL GELİŞİM

Küçük çocukların eğitilmesi düşüncesi M.Ö. 400 yıllara kadar uzanır.

1782-1852 yılları arasında yaşayan büyük düşünür ve eğitimciler, çocuk eğitimi üzerinde önemle durmuşlar ve günümüze ışık tutan görüşler ortaya koymuşlardır.

1816 yılında 3-6 yaş arasındaki çocuklar için ana okulları açılmıştır.

Osmanlı Devleti döneminde ise Sıbyan Mektepleri?nin açıldığı görülmektedir.

1915 yılında ?Ana Mektepleri Nizamnamesi?nin yürürlüğe girmesi ile ülkemizde ana okulları açılmaya başlanmıştır.

Cumhuriyetin ilan edildiği tarihte 80 anaokulunda 5.580 çocuk ve 136 öğretmenin mevcut olduğu bilinmektedir.

1960 yılında okul öncesi eğitim alanında öğretmen yetiştirmek amacıyla Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü açılmıştır.

1961 yılında yürürlüğe giren ?222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu?nunda okul öncesi eğitim kurumlarına, zorunlu ilköğretim çağına gelmemiş çocukların eğitildiği ve isteğe bağlı bir ilköğretim kurumu olarak yer verilmesinden sonra, okul öncesi eğitimi ile ilgili çalışmalara hız verilmiştir.

1962 yılında ?Anaokulları ve Anasınıfları Yönetmeliği? çıkarılmıştır.

Bundan sonraki dönemlerde okul öncesi eğitimin önemi ve yaygınlaştırılması Hükümet programlarında, Kalkınma plânlarında, eğitim komisyonlarında ve Millî Eğitim Şûralarında ele alınmıştır.

1973 yılında yürürlüğe giren ?1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu?nda Türk Millî Eğitim Sisteminin genel yapısı içinde, okul öncesi eğitime, örgün eğitim sistemi içinde yer verilmiştir.

Okul öncesi eğitime verilen önem nedeniyle 1992 yılında 3797 Sayılı Kanunla Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

 Cumhuriyet Döneminden Genel Müdürlüğümüzün Kurulduğu Tarihe Kadar Okul Öncesi Eğitim
 

YILLAR

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMU

 

ÇOCUK SAYISI

KURUM SAYISI

ANAOKULU S.

ÖĞRETMEN S.

1923-1924

80

 

136

5.880

1940-1941

51

 

60

1.690

1950-1951

52

 

71

1.760

1960-1961

64

 

104

2.730

1970-1971

413

6

743

10.714

1980-1981

2.007

12

2.874

43.545

1990-1991

3.625

27

6.624

113.388

 

 

 

www.lalebahcesianaokulu.com Sitesinden alıntıdır...
1.BÖLÜM
2.BÖLÜM
3.BÖLÜM
Çocuğunuza gerçekten vakit ayırmak, oyunlar oynamak, birlikte kitap okumak, yeni deneyimler paylaşmak onun gelişimi için çok önemli. Çocuğunuz her hareketinizi kaydeder, söylediklerinizden çok davranışlarınızı taklit eder Günlük yaşamdaki her an bir öğrenme fırsatı olabilir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Siteni Ekle! Siteni Ekle
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=